Boşanma Hukuku

Boşanma hukuku, medeni hukukun bir alt dalı olan aile hukukunun kapsamına girer. 

Türk Medeni Kanununda boşanma, eşlerden birinin vefatı, gaipliği yani bir kimsenin ölüm tehlikesi içinde olduğunun bilinmesi ve ondan çok uzun bir süre haber alınamaması , evlenmenin hükümsüzlüğü gibi evliliği sona erdiren sebeplerden biri olarak kabul görmüştür.  

  Türk hukuk öğretisinde ise boşanma kavramı, “eşlerin hayatta iken, kanunda öngörülmüş olan bir sebebe dayanarak eşlerden birinin açacağı dava sonucunda evlilik birliğine hakimin kararı ile son vermek” , “evlenme anında mevcut olması gerekmeyen bir sebeple açılan yenilik doğuran dava sonucunda verilen karar ile geçmişe etkili olmayarak evliliğe son verilmesi” ve “evliliğin yargıç kararı ile ortadan kaldırıldığı durumlardan birisi” olarak tanımlanır.  

        Evlilik, beraberinde birçok sorumluluk gerektiren ciddi bir kurumdur. Buna bağlı olarak yasalar boşanma durumunu keyfi gerekçelere bırakmamıştır. Boşanma süreci hakim kararı eşliğinde sona ereceğinden medeni kanun boşanmayı belli sebeplere bağlar ve boşanma ancak bu sebepler doğrultusunda gerçekleşebilir. Boşanma durumu anlaşmalı ve çekişmeli olarak ikiye ayrılarak incelenir. Nafaka ,velayet, tazminat, çocukla şahsi ilişkinin kurulması yani velayeti kendisinde olmayan ebeveynin çocuğunu nasıl göreceği gibi kararlar, boşanma hukukunun temel ilkeleri eşliğinde mahkemece verilir. 

Boşanma Hukukunda Anlaşmalı Boşanma 

Anlaşmalı boşanma, en kısa tanımı ile eşlerin karşılıklı olarak karar verdikten sonra tüm hukuki şartlar üzerine uzlaşması sonucu açılan boşanma davası türüdür. Anlaşmalı davalar, çekişmeli boşanma ihtimaline göre daha kısa ve hafif sürebilir. Fakat eşlerin tüm hususlarda hemfikir olmaları anlaşmalı boşanmanın gerçekleşmesi için tek başına yeterli bir unsur      değildir.  

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 166. Maddesinin 3. Fıkrasında anlaşmalı boşanma şartlarını  düzenlemiştir. Anlaşmalı boşanma eşlerin uzlaşmasına ek olarak; 

  •  Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, 
  • Hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi; 
  • Tarafların boşanmanın malî sonuçları ve çocukların durumu ile ilgili olarak bir düzenleme üzerinde anlaşmaları ve hakimin de düzenlemeyi uygun bulması 

hususlarında gerçekleşebilir. 

Boşanma Hukukunda Çekişmeli Boşanma 

Çekişmeli boşanma, anlaşmalı boşanmaya göre daha uzun ve ağır geçen aile hukuku davalarına verilen isimdir. Bir boşanma davasında tarafların boşanma, velayet, tazminat veya nafakaya ilişkin bir anlaşmaya varılamaması ve bu konularda bir tarafın talebinin diğer tarafça kabul edilmediği durumlardır. Şayet taraflardan biri boşanmak istiyor fakat diğeri boşanmak istemiyor ise, çocuk veya çocukların velayetini eşlerden ikisi de istiyor fakat bu hususta anlaşma sağlanamıyor ise, tazminat  ya da nafakanın ödenip ödenmemesi veya miktarı konusunda hemfikir olunmadıysa çekişmeli bir boşanma davası söz konusudur. 

Boşanma Hukukunda Temel İlkeler 

Evlilik kurumun son bulması için, boşanmanın kanundaki bazı sebep veya sebeplere dayanıyor olması gerekir. Bu gerekçeler yasalarca hazırlanmış  ilkelere dayanır. Bunlar;  

  • Kusur ilkesi, 
  •  İrade ilkesi, 
  • Temelden sarsılma ilkesi, 
  • Elverişsizlik ilkesi ve 
  •  Eylemli ayrılık ilkesi  

olarak beş grupta toplanır. Hukuk politikası, boşanma sebeplerini belirlerken dayanacağı ilkeleri kendi toplumunun özelliklerini temel alarak gözetmektedir. Boşanma kanunları da bu ilkeler gözetilerek güncelleştirilir. 

Kusur İlkesi 

Kusur ilkesi eşliğinde boşanma, eşlerden birinin diğerine karşı, evlilik birliğini yaralayacak ölçüde bir kusur işlemesi durumunda söz konusu oluyor ise, bu ilkenin varlığı kabul edilmektedir. Buna bağlı olarak, eşlerden birinin veya her ikisinin de evlilik birliğinin sağlıklı bir biçimde yürütmesini engelleyen veya evlilik birliğinin kendisine yüklediği görevlerin yerine getirilmesinde kusurlu davranış göstermesi durumu boşanmaya sebebiyet vermektedir. Boşanmaya ilişkin güncel hukuki aranjmanlarda, kusur ilkesi boşanmanın dayandığı temeller arasından çıkarılmakta ve icap ettiği takdirde boşanma nedenleri, şartları ve  boşanma sonrası sonuçlar, boşanmanın yan sonuçları açısından, kusurdan uzaklaşmaktadır.  

Medeni Kanunumuzda bu ilke hem boşanma nedenleri ve hem de sonuçları açısından halen varlığını sürdüren önemli ilkelerden biridir.  

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması İlkesi 

Evliliğin temelden sarsılması ilkesinde evlilik eşler için çekilmez hale gelmiş ise, burada eşlerin kusuru olmasa da boşanmaya hükmedilebilir. Evlilik birliğinde eğer olaylar eşler için evliliği çekilmez hale getirmiş ise ve birlikte yaşamaları artık mümkün değil ise evlilik birliği temelinden sarsılmış olarak kabul edilir.Türk Medeni kanunu madde 166 daki düzenleme evliliğin temelden sarsılması ilkesine dayanmaktadır ve bu ilke; ’’ Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede temelden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.’’ olarak belirtilmiştir.  Eşlerden birinin bu gerekçe ile dava açması sonrasında, eşlerin belirtmiş olduğu unsurlar hakim tarafından dinlenir ve boşanma sebebinin geçerliliği hakim tarafından karar verilir. 

 Elverişsizlik İlkesi 

Elverişsizlik ilkesi, eğer ki eşlerden biri fiziki veya psikolojik eksikliklere dayanan etkenler nedeniyle, evlilik birliğinde karşı tarafın kendisinden beklediği yükümlülükleri yerine getiremeyecek durumda ise boşanma sebebi olarak sayılabilecek bir ilkedir.  Medeni Kanunumuzda bu sebebe bağlı boşanma nedeni tanzim edilmiştir. Karara göre; eşlerden birinin akıl hastası olması, bu yüzden ortak hayatın diğer eş için çekilmez hale gelmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporu ile belgelenmesi koşulu ile boşanma davası açılabilecektir. Burada elverişsizlik-akıl hastalığı başlı başına mutlak bir boşanma nedeni oluşturmakta, ayrıca bu durumun diğer eş açısından “çekilmez” olması da aranmaktadır. 

İrade İlkesi  

İrade ilkesinde boşanma durumu, eşlerin karşılıklı anlaşması veyahut eşlerden birinin talebiyle gerçekleşen boşanma ilkesidir. Eşlerin karşılıklı olarak, iradelerinin boşanma için yeterli olduğu durumlar da bu ilke geçerli sayılır. Eşlerden birinin iradesinin, boşanmayı sağlayabileceği düzenlemeler olabileceği gibi, her iki eşin, ortak iradelerinin boşanma üzerinde birleşebileceği düzenlemeler de olabilir. Türk Medeni hukukunda bu ilke 04.05.1988 tarihli ve 3444 sayılı kanun ile bir önceki Medeni Kanun maddesi olan 134. hükmünde eşlerin karşılıklı anlaşmasına dayanan boşanma, hakimin kararı ve  denetimi şartı ile onaylanmıştır.  Eşlerin ortak iradelerinin, boşanma üzerinde birleşmiş olması, kanun koyucu tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının kanıtı sayılıyor ise, irade ilkesi ile sarsılma ilkesinin bir arada olduğu söylenebilir. 

Eylemli Ayrılık İlkesi 

Bu ilkede, evlilik birliğinde eşler birlikte yaşamayı istemedikleri için eylemli olarak ayrı yaşıyorlarsa evliliğe devam etmenin bir anlamı yok, olarak kabul edilir. Bu ilkenin kabul görmesi için gereken tek şart eşlerin birlikte yaşamama durumudur.  

Boşanma Hukukunda Nafaka 

Nafaka bir kimsenin hayatını sürdürebilmesi için ihtiyaç duyduğu bir miktar paranın kendisine verilmesidir. Boşanma hukukunda nafaka, boşanma öncesi veya sonrası eşe yasal zorunluluk yoluyla ödenen paraya verilen isimdir. Bu nafaka 4 ayrı başlıkta toplanır, bunlar; 

  • Tedbir Nafakası: Boşanma davası açılmadan önce veya açıldıktan sonra herhangi bir eşin veya ergin olmayan çocukların (18 yaşından küçük çocuklar) geçinmesini sağlamak üzere hükmedilen nafaka türüdür. 
  • İştirak Nafakası: Boşanma davası neticesinde çocuğun velayeti kendisinde olmayan eş aleyhine çocuğun giderlerine katılmasını sağlamak üzere hükmedilen nafakadır. 
  • Yoksulluk Nafakası: Evliliğin boşanma kararı ile bitmesi nedeniyle yoksulluğa düşecek eş lehine, diğer eş aleyhine hükmedilen nafakadır. 
  • Yardım Nafakası: Yardım nafakasının boşanma davası veya evlilik ile bir ilişkisi yoktur. Bir kimsenin, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan altsoy ve üstsoyu ile kardeşlerine ödediği nafaka çeşididir. 

ANKARA BOŞANMA AVUKATI

Boşanma, genel süreci ile yorucu ve uzun bir süreç olabilir. Bu gibi süreçlerde kişinin haklarını bilmesi ve gözetmesi önemlidir. Kişinin kendini, gerek maddi gerek manevi her anlamda  savunabilmesi ve bu süreci en az zarar ile atlatabilmesi için hukuki alandan destek alması gerekir. Boşanma avukatlarının yeri bu süreçte kritik bir noktadadır. İşini bilen ve güven teşkil eden bir avukat ile çalışmak, haklarınızı korurken ruhsal olarakta kolay bir süreç geçirmeniz açısından önemli bir unsur olabilir. Dava esnasında oluşabilecek olası anlaşmazlıkları kurallara dayalı ve saygı çerçevesinde en hafif yoldan sonuçlandırabilmek için, yüksek ihtisas sahibi Ankara boşanma Avukatı Mihraç Çoban ile iletişime geçebilirsiniz.